Rene Magritte - John Lennon/ How Do You Sleep? - Boşluğu dolduracak kadar bedenim yok. Bedenimi dolduracak kadar boşluğa sahibim. Boşluğu alıyorum ve en olmadık yerime yerleştiriyorum. İçine kendimi koyuyorum ve kendimi döngüye sokuyorum. Kendimin döngüsü. Her sabah uyanmanın ve her gece uyumanın döngüsü. Rüya görmeyeli epey oldu. Gerçeğe alışalı epey oldu. Kahvaltı yapmaya başlayalı, kravat takalı ve bu düzene ayak uyduralı epey oldu. Çıkmak istediğim döngü kendi içimde dönüyor. Bir plağa dönüştürüyorum onu ve kendimi besteliyorum. Yaşamın şarkısı ve ölümüne sessizlik. Mezarlıktan geçerken fısıldayarak konuşmak gibi ya da kendi cesedime alışmak gibi bir şey bu günler. Kendimle kalmalıyım, diyorum, ara sıra kendime uğramalıyım. Kendimi unuttuğum kalabalıklardan kurtulmalıyım. Yalnızken daha az yalnız hissediyorum artık. Anlaşılmayı beklemiyorum artık. Kimsenin dinlemediğini biliyorum. Bilmeyi umursamayalı epey oldu. Döngü. Değişim. Tekrar. Döngü, hayattır...
Chirico -Led Zeppelin/ Stairway to Heaven- Kayadan evleri düşün. Düşen bir kayayı ve düşerken ev oluşunu düşün. Hayatını düşün. Düşüşünü ve düşerken kendin için yarattığın aidiyet duygusunu düşün. Beni düşün. Ben seni düşünüyorum. Tutunduğun kayanın yuvarlanışını ve seni de yanında sürükleyişini düşünüyorum. Bir değer yargısı olarak durdum. Bir tablo gibi asıldım duvarına. İçinde bir kayanın çizili olduğu tablolar olur hani. Tablo düşünce kaya düşmez. Fakat düşen bir kayanın çizili olduğu tablolarda kayalar hep düşmektedir. Eğer ben ya da sen ya da hepimiz düşen bir kaya olarak yaratıldıysak düşüşü engellemek imkansızdır. Hayat bir tabloysa ben hayatımı senin duvarına asıyorum. Eğer düşen bir kayaysa hayat ve ben düşüyorsam, hep senin yanına düşüyorum. Bunu söylüyorum. Fakat sert değilim. Bir kayanın sertliğine sahip olamadım hiç. Eğilip bükülmedim ama içime çöktüm. İyi bir insan olmak için içine çökmen gerekir. Çünkü hep bastırır hayat üstten. Çünkü ben s...