-Bob Dylan/Knockin' On Heaven's Door-
Boya akmış. Kimse silmiyor. Kırmızı. Halıda öylece duruyor kırmızı. Kimse görmüyor. Silmeye kalkıyorum. Benimle beraber bütün dünya kalkıyor. Vazgeçiyorum. Kırmızı büyüyor. Duvara sıçradı. Korkuyorum. Elimi uzatıyorum. Herkes uzatıyor. Geri çekiyorum elimi. Kırmızı büyüyor. Artık durdurmak imkansız. İzin vermediniz. Ne zaman verdiniz ki? Tek başıma kalamıyorum. Bütün dünya benimle birlikte. Ben bütün dünyanın karşısındayım. Senin için herkesi karşıma alırdım, yapmadım. Şimdi sen bütün dünyayı karşıma aldın. Yazıyorum. Yazdıkça rahatlarım diyorum. Yazdıkça utanıyorum kendimden. Yazmıyorum. Yazıyorum. Siliyorum. Tekrar yazıyorum. Kağıt : "Öldüğümden emin olmak için, üç el kafama sıktım/ Alçak kırmızı, helal kan akıttım." Eski bir kağıtta eski bir yazı bunu söylüyor. Bunu ben mi yazdım yoksa o mu beni yazdı? Boktan bir felsefe. Kimin neyi yarattığını kimse umursamıyor. Kırmızı. Adınla sesleniyorum sana. Dünya o kadar kırmızı bir yer değil. Hayır. Hala aşka inanan şairler var. Ne yazmıştı Özdemir Asaf "Sana gitme demeyeceğim / Üşüyorsun ceketimi al." Üşüyorsan demiyor. Sevdiğinin üşüdüğünü biliyor ve soru sormuyor. İnsan sevdiğinin üşüdüğünü bilir. 'A' değil 'U'. Binlerce kelimeyle anlatılamayacak bir sevgi nasıl da bir harfin içinde gizleniyor. İncelik. Şiirin yaptığı bu. Kırmızı büyüyor. Ama hiçbir zaman tüm dünyayı dolduramıyor. Şiirin dokunduğu yerde incelik başlıyor. Ve birileri hala aşka inanıyorsa kalplerinde hep bir şair yatıyor. Boya akmış. Aktıkça siliniyor. Silindikçe yazıyorum. Kırmızının şerrinden kelimelere sığınırım. Kelimeler bana sığınıyor. Bunu yazıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder