Ana içeriğe atla

Hikaye: Salı Günlüğü

     Picasso 

Salı Günlüğü


İlk Salı, 2020

Salgın gittikçe yayılıyor. Cuma günü okullar tatil edildi. Üç hafta okul yok. Buna kimse sevinmiyor. Çünkü akademik takvim Temmuz’a doğru kayacak. Bu yaz tatiline üç hafta geç girmek manasına geliyor. Sadece üç hafta tatil bütün düzenimi bozmaya yetti. Bugün ailemin yanında olmam gerekiyordu ancak hava koşulları sebebiyle uçuşum iptal edildi. Babam uçuşumu ertelemek zorunda kaldı. Perşembe gününe kadar beklemem gerekecek. Annem telefonda çok ağladı. Perşembe günü de bir aksilik olmasından endişeleniyor. Ben de tedirginim. İnsanlar sokağa çıkma yasağından bahsediyor. Hayır! Bir hafta daha dört duvar arasında geçiremem. Dışarı nadiren çıkıyorum. Çoğu kişi de evlerine kapanmış durumda. Markete gittim, geldim. Dışarıda maskeli ve eldivenli bir sürü insan var. Ben de sürekli elimi temizliyorum. Maske yüzüme hiç yakışmıyor. O yüzden takmamayı tercih ediyorum. Umarım Perşembe çabuk gelir. 

2. Salı

Ne olduğunu bilmiyorum! Babam aradı ve uçuşların iptal olduğunu söyledi. Annem telefonda ağlarken kendi kendime “dejavu” dedim. Bir süre olanları anlamaya çalıştım. Gece rüya gördüğüme ve sabah bunun gerçekleştiğine karar verdim. Ama dün yazdıklarım öylece duruyor. Neler döndüğünü anlamam gerek. Evde hiçbir şey yok! Tekrar markete gittim. 

3. Salı

Telefonda babama bağırdım. Benimle dalga geçiyor olmamalılar. Annem aradı, açmadım. Ağlamasına dayanamıyorum. 

4. Salı

Sabah kalktım ve babamın aramasını bekledim. Aynı saatte aradı ve uçuşların iptal olduğunu söyledi. Kendimi kaybettim. Sandalyeyi cama fırlattım. Bir ayağı camı kırdı ve cama takılı kaldı. Duvara çöktüm ve histerik bir şekilde ağlamaya başladım. Şimdi düşününce komik geliyor. Yarın (yani bugün) sandalyeyi ve camı aynı şekilde bulacağımı biliyorum. Yoksa ev sahibi depozitoyu geri ödemeyecek. Mizah yeteneğimi yitirmemiş olmam güzel. Yemeği dışardan söyledim. Günü düşünerek bitirdim. Bir yere varamıyorum. Çıldırmak için çok erken. 


5. Salı

Cam yerinde duruyor.Tahmin ettiğim gibi. Sabah kahvaltıyı dışarda yaptım. Normalde pek kahvaltı yapmam. Ama canım çok sıkılmaya başladı. Kahvaltıdan sonra babam aradı ve evet, aynı şeyler. Kadıköy’e gittim. Sokaklar bomboş. Yer yer mekanlar kapanmış durumda. Tekrar tekrar yaşamak istediğim gün kesinlikle bu değil. 

6. Salı 

Aynı günü tekrar tekrar yaşıyorsam, dedim kendi kendime, istediğim birçok şeyi yapabilirim. Korkularım ve endişelerim kalmadı. İstediğim şehre, istediğim yere gidebilir; istediğim her şeyi yapabilirim. Salgın yüzünden sokaklar da boş. Kimse beni rahatsız edemez. Tanrım bu muazzam bir şey! Ya da kendimi kandırıyorum.

7. Salı

Bugün İzmir’e gitmek istedim. Kartımda 100 liram kalmış. Bunu hesaba katmamıştım. Babamın banka kartı numarasını almak için saatlerce telefonda konuştum. Ve evet başardım. Kırk bin kadar bir param var. Ama tadım kaçtı İzmir’e yarın gideceğim. 

100. Salı 

Türkiye’nin her yerini gezmiş durumdayım. Türkiye dışına çıkamıyorum. Kimseye bir günde pasaport vermiyorlar. Nerede uyursam uyuyayım aynı yerde uyanıyorum. Sıkılmaya başladım. 

101. Salı

Dünyanın en uzak perşembesi. Ne diyordu Özdemir Asaf: “En uzak gün, dün.” Hayır değil. En uzak gün Perşembe. 

102. Salı

Kardeşimi özledim. 


1000. Salı

Bana neler oluyor, bilmiyorum. Uyanıkken hayaller görmeye başladım. Bunlar korkunç şeyler! Fazlasıyla kanlı. Bu ne anlama geliyor?

1001. Salı 

Üç yıla yakın zamandır 22 yaşındayım. Akışı kıracak bir şey düşündüm. Eğer her gün bir diğerinin aynısıysa, akışı bozacak bir şey yapmam gerek. Birisini öldürmem lazım. Bunun dehşet verici olduğunun farkındayım. İlk önce yaralamayı düşündüm. Ama sonra cama gözüm çarptı ve onun kendi kendine nasıl onarıldığını hatırladım. Birini öldürmem gerek. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Ve kim olacağını da. 

1002. Salı

Tanrım! Beni affet! 

1003. Salı 

Dünün verdiği dehşet yüzünden hiçbir şey yazamadım. Bugün gördüklerim ise anlatılamaz. Ne yaptım ben diyorum sürekli kendi kendime. Ne yaptım ben!? Dün evden çıkıyordum. Üst komşumuzun karısını kapının önünde oturmuş sigara içerken gördüm. Savunmasız duruyordu. Öylece, arkası dönük. Yerde duran taşı aldım ve kafasına vurmaya başladım. Düşünmedim! Düşünsem yapamazdım, biliyorum. Kafası öyle ezildi ki, hiçbir filmde böyle bir şey görmedim. Midem bulandı ve kusmaya başladım. Kimse görmeden eve girdim. Kocasının haykırışlarını Mars’tan bile duyduklarına eminim. Bugün olanlara gelecek olursak, ne olduğunu görmek için evlerine çıktım. Kapıyı bambaşka bir kadın açtı. “Buyurun”, dedi. Donakaldım. “ Evet?”. Kekeleyerek “Rasim Bey evde mi?” diyebildim. Kadın öyle birisini hayatında duymamış. Çıktım ve bakkala, yan dairelere, yoldan geçenlere sordum. Kimse tanımıyordu! Bu ne demek? Şu demek: ben o kadını öldürmedim, o kadını yok ettim! Böylece akış kırılmadı çünkü o kadın hiç var olmadı. Yani onu öldürmekten beter ettim. Bunu nasıl kaldıracağımı bilmiyorum. 

1004. Salı 

Zamanın duvarları arasında sıkışmış durumdayım. Bugün babam aradı ve uçuşların iptal edildiğini söyledi. 1004.defa.

1060. Salı 

Ölen veya yok olan kadını düşünmeyi yavaş yavaş bırakıyorum. Vicdanım pek rahat olmasa bile, hiç varolmamış birisi için kimsenin üzülmeyeğini düşünmek biraz olsun iyi geliyor. Kimseye acı çektirmedim. O zaman kötü birisi sayılmam. İyi ve kötü! Her şey birbirine giriyor. 

1061. Salı

Evet, ben kötülük etmedim. İyi ve kötü,insanların duyguları ile alakalıdır. Gün sonunda her şey sıfırlanıyorsa, iyi ve kötü diye bir şey de yoktur. Ben basit bir insanım. Felsefe falan bilmiyorum. 

1100. Salı

Bana ne olduğunu anlamak için birkaç tahmin yürüttüm. Kurgulamayı oldum olası sevmişimdir. 
1) Her evren belli bir zaman aralığında varlığını sürdürür. Benim geldiğim evrende zaman aralığı daha genişti. Kaç yıl olduğunu bilmiyorum. Ama bir insan ömrünün yetemeyeceği kadar uzun. Ve ben zaman aralığı (“zaman aralığı” diye bir kullanım var mı bilmiyorum. Bu ifade hoşuma gidiyor.) bir günden ibaret olan başka bir evrene geçiş yaptım. Nasıl olduğunu açıklayamam. Peki kimse bunun farkında değilken ben nasıl farkında oluyorum? Çünkü onlar akvaryumun içinde doğdu, bense içine düştüm. 
2) Aynı evrende kaldım ama zaman aralığı daraldı ve bir güne sıkıştık. 
3) Hep aynı zaman aralığındaydık ve ben birgün bunun farkına vardım. Bir Salı günü. 
Her ihtimalde de benim gibi başka kişiler olması muhtemel. O yüzden internetten, sosyal medyadan her gün paylaşım yaparak birilerine ulaşmaya çalışacağım. 

1453. Salı

Bugün İstanbul’u fethettim! Kimse yok. Her şeyin farkında olan benden başka kimse yok. Zaten ne zaman oldu ki. 

1500. Salı

Kendimi öldürmek istiyorum. Canım öyle sıkılıyor ki. Yaptığım hiçbir şeyin anlamı yok. Yarına kalmayacak her şey anlamsız. Yarın yok. Kendimi öldürmek istiyorum ama yok olamam. Hiçbir iz bırakmadan öylece gidemem. Yarın olmadığı için yarım zaten yok olmuş durumda. Sadece bugüne kadar olanlara sahibim. Bunları kaybetmemem gerek. 

2000. Salı

Yaptıklarımdan utanmıyorum. Mahallenin yarısından çoğunu yok ettim. Uyandığımda yok olan kişilerin yerine yenilerinin geldiğini görüyorum. Bu bir tür oyun gibi. Sadece canım sıkılıyor ve ben de bu oyunu oynuyorum. Tanrım! İnsanları öldürüyorum ve hiçbir şey fark etmiyor. Peki ya diğer yaptıklarım. Bunları yazmak dahi istemiyorum. Sürekli reset atan bir bilgisayara bulaşmış virüs gibiyim.

2020. Salı 

Çıldırmak için çok geç. Fazlasıyla akıllandım. 

2021. Salı 

Bugün 500.kez ailemin yanına gittim. Diğer seferler gibi süpriz oldu. Onlar için. 

2050. Salı

Bir kızla tanıştım. Hayat bir günden fazlasıymış gibi hissettirdi bana. Yarın beni unutacak olması ne kötü. 

2051. Salı

Bana mesaj attı. O kız, evet. Adına B. demek istiyorum. Çünkü günlüğüme adını yazarsam kendimi aptal gibi hissedeceğim. Ne saçmalıyorum!? Mesaj attı. Beni hatırlıyor. Ona sıkışıp kaldığım zaman aralığını nasıl açıklarım? Hayır, açıklayamam. Bilmesine gerek yok. Beni hatırlamış olması önemli. Sanırım bu aşkın büyüsü. 

2052. Salı

Buluşmayı kabul etti. Maskemi takmam şartıyla. Bu yaşadıklarımdan daha korkunç. Ama takmak zorundayım. 




2070. Salı

Bugün B. bana geldi. Hayatımın en güzel günüydü. Diğer günler gibi: Salı. Onda bir şey var. Hayatımı güzelleştiren bir şey. Şiir yazmayalı yıllar oluyor. Yarına kalmayacak şeyler için çabalamam. Ama ona şiir yazdım. Okudu ve öyle bir gülümsedi ki tanrım zaman aralığım bin yıl genişlemiş gibiydi. Onu öpmeme izin vermiyor. Salgına yazıklar olsun!

2100. Salı

Salgın sadece bahaneymiş. Utandığını söyledi. Bu itiraf bana cesaret verdi. Saatlerce öpüştük. Belki fazlası. Bunu yazamam. 

Çarşamba, 2020

Bugün babam aramadı. Onu aradım ve ne olduğunu sordum. “Bir şey olmadı” dedi. Uçuştan bahsettim. “Dün konuştuk ya” dedi. Anlam veremedim. Heyecandan elim ayağım titredi. Güne baktım. Çarşamba! Akış bozuldu. Bir şeyler oldu ve akış bozuldu. Mutlu muyum değil miyim, karar veremiyorum. Sanırım sadece şaşkınım. Oysa normal olan, işlemesi gereken zaman bu değil mi? İnsan neye alışırsa o normalleşiyor. B.yi aradım. Açmadı. Ne olduğunu bilmiyorum ama ona veda etmeden gidemem. Evinin önüne gittim ve saatlerce çıkmasını bekledim. Ona nasıl ulaşacağımı bilmiyordum. Ve en sonunda çıktı. Konuşmamız lazım, dedim. Dün yaptığımız şey yüzünden çok utanıyormuş. Ağlamaya başladı. B. Sana aşığım seni asla bırakmam. Sen hayatımın akışını bozdun. Demek insanın hayatını aşk değiştiriyormuş. Siktir. Klişe. 

Üç Haftalık Tatil Dönüşü: Perşembe 

B. hamile olduğunu söyledi. Ne yapacağım? Bu sorumluluk için o kadar erken ki. Ama mutlu hissediyorum. Akışı bu bozdu işte. Ölüm bozar zannediyordum ama hayat bozdu. Ölüm. Yok ettiğim onlarca insanın hayaleti peşimde dolanıyor. Buna alışmam lazım. İyi ve kötü kavramları tekrar hayatımdalar. 



Cuma

Salgın için aşı olmaya gittim. Tedavinin bulunması çok iyi oldu. 

Pazartesi , 2050

B.ye olan aşkım yıllar sonra bile devam ediyor. O zaman bunu ona söylemek, eskisine göre, neden daha zor? Birbirimizden nefret ediyormuş gibi davranıyoruz. Oysa eskiden her şey daha kolaydı. Üç tane oğlumuz var. Birisi üniversite okuyor. İstanbul’da. Hepsini canımdan çok seviyorum. Onlara sevdiğimi söylemek kolay. B.ye ise saçma bir gururla yaklaşıyorum. Bir salgından bahsediliyor. Eve kapandık. Öylesine yakınız ve öylesine uzağız ki. B.ye hala aşığım ya da öyle olmasını umuyorum. Yarın İstanbul’dan oğlum gelecek. En büyükleri. Evde bir bayram havası. 

Salı, 2050

Bugün oğlumu aradım ve uçuşların iptal edildiğini söyledim. B. Telefonda çok ağladı. Sonra döndü ve beni suçladı. Evet kar yağdıran benim! O kudret bana ait! Tanrım, salı günlerini özlüyorum. 

















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rock 'N' Roll /Damar Şarkılar Vol - 5-

   Mondrian -Bob Dylan/Knockin' On Heaven's Door- Boya akmış. Kimse silmiyor. Kırmızı. Halıda öylece duruyor kırmızı. Kimse görmüyor. Silmeye kalkıyorum. Benimle beraber bütün dünya kalkıyor. Vazgeçiyorum. Kırmızı büyüyor. Duvara sıçradı. Korkuyorum. Elimi uzatıyorum. Herkes uzatıyor. Geri çekiyorum elimi. Kırmızı büyüyor. Artık durdurmak imkansız. İzin vermediniz. Ne zaman verdiniz ki? Tek başıma kalamıyorum. Bütün dünya benimle birlikte. Ben bütün dünyanın karşısındayım. Senin için herkesi karşıma alırdım, yapmadım. Şimdi sen bütün dünyayı karşıma aldın. Yazıyorum. Yazdıkça rahatlarım diyorum. Yazdıkça utanıyorum kendimden. Yazmıyorum. Yazıyorum. Siliyorum. Tekrar yazıyorum. Kağıt : "Öldüğümden emin olmak için, üç el kafama sıktım/ Alçak kırmızı, helal kan akıttım." Eski bir kağıtta eski bir yazı bunu söylüyor. Bunu ben mi yazdım yoksa o mu beni yazdı? Boktan bir felsefe. Kimin neyi yarattığını kimse umursamıyor. Kırmızı. Adınla sesleniyorum sana. Dünya ...

Maga Yak Yak Magazin -Bölüm 1-

- Eşini, işini, aşını bırakıp güneye yerleşmek için yola çıkan Gauguin dolar kuru yüzünden ancak Hatay'a kadar inebildi. Hatay halkı olaya tepkisini koymadı. - "Ben Çağırmadım" isimli oyunda sinirlenen Andre Breton "Oynayacağınız oyunu seveyim. Açar Ruhsar izlerdim zaten senaryosu aynı" diyerek sahneye saldırdı. Hatırlarsanız bu abimiz zamanında da dadaistleri tokatlamış, Tzara'nın arkadaşlarından birinin kolunu kırmıştı. Eee eski sürrealistlerden kim kaldı. - Hamlet'in "To be or not to be"sini "Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin" diye çeviren Can Yücel'e Shakespeare bir kutu kuru kafa gönderdi. Buna sinirlenen Yavuz Sultan Selim "herkes yediğinden ikram eder" diye çıkış yaptı. Alakasını biz de anlamadık. - Uzun zamandır beklenen "Godot" dizisinin iptal edilmesi üzerine Samuel Beckett "Godot'u beklerken ömrüm kış oldu" diyerek nükteli bir açıklamada bulundu. Beckett "diz...

Rock 'N' Roll/Damar Şarkılar Vol -4-

  Duchamp- Merdivenden İnen Çıplak   -Guns N Roses/Estranged- Hiçbir yere ait değilsin. İnsan kendine ev olmadıkça hiçbir yere ait değildir. Her odanı bilmen gerek. Her şeyinle varsın ve ruhunu bulman için önce bedenini kavramalısın. Beylik laflardan öteye geçmez bazı yazılar. Ama bu sefer doğruyu söyleyeceğim kendime. Hiçbir şeyi kovalamadım ve her şeyden kaçtım. Şimdi sıkışıp kaldıysam eğer yol bittiği için değil yeni başladığı içindir. Mücadele ettiğimi sandığım yıllar  bu yola getirdi beni. Senin, diyorum kendime, bir düzenin olmayacak. Ne zaman bir şeylere başlasan bütün dünya sana karşı konumlanıyor sanki. Böyle sanıyorsun. Her şey seninle alakalı. Kibir. Hep farklı olduğunu düşündün. Hep başarılı olmak için doğduğunu ve her acının seni buna götürdüğünü düşündün. Sana acıyorum ve şunu söylemek istiyorum. Hiçbir şey seninle alakalı değil. Seninle alakası çok yakın olan şeyler bile. Sadece sen ve sensin. Seninle ilgili olan tek şey varlığın. Kimse seni keş...